ÜNLÜ MEDYUM,"BOSNALI ASLI YILDIZ.......

2010-07-30 12:30:00
""
ÜNLÜ MEDYUM BOSNALI "ASLI YILDIZ..................
impressario marco (muhsin yemez)

 

 
""ASLI YILDIZ'I GENÇ KIZLIĞINDAN BERİ TANIRIM.KENDİSİ DUVARLAR YIKILMADAN ÖNCE ESKİ YUGOSLAV VATANDAŞI,"BOSNA HERSEK DOĞUMLU,BİR TÜRK VATANDAŞIDIR. KENDİSİNİ TANIDIĞIMDA 16 - 17 YAŞLARINDA SARI SAÇLI,MAVİ GÖZLÜ,AKILLI VE KALBİ ÇOK TEMİZ BİR GENÇ KIZDI. ONDA BİRTAKIM ÜSTÜN YETENEKLER OLDUĞUNU O ZAMANLAR FARK ETMİŞTİM. 1970 Lİ YILLARIN ORTALARINDA ÇOK SIKINTILAR YAŞAMIŞ,GENÇ VE GÜZEL BİR KIZDI. ANCAK HİÇBİR ZAMAN MÜCADELEYİ BIRAKMAMIŞ,HEM ÇALIŞMIŞ HEM OKUMUŞ BÜTÜN ZORLUKLARA RAĞMEN KENDİ KENDİNİ YETİŞTİRMİŞ BİR İNSANDIR. ONUN PARAYLA PULLA İŞİ OLMAZ,ALLAH'TAN KORKAR, İNANMADIĞI BİR ŞEYİ YAPMAZ DÜRÜSTLÜKTEN ASLA ÖDÜN VERMEZ, GENELDE YAPTIĞI İŞLERİ  "ALLAH İÇİN YAPAN BİR İNSANDIR. AŞAĞIDA OKUYACAĞINIZ YAZILAR MEDYADA YAYINLANIŞ  YAZI VE RÖPORTAJLARDIR. KENDİSİNİ DAHA DETAYLI TANIMANIZ İÇİN,07.AĞUSTOS.2010 TARİHİNDE CUMARTESİ GÜNÜ "KANAL  A PROGRAMINDA İZLEYEBİLİRSİNİZ.ALLAH KENDİSİNİNDE YOLUNU AÇIK ETSİN.(muhsin yemez)
"aslı yıldız'la yapılmış bir röportaj.........
Hem gelecekten bahsettik, tabiri yerindeyse Türkiye için tarot açtırdık. Hem de genel anlamda medyumluk mesleğini masaya yatırdık. Medyum Aslı Yıldız ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik:
Yeni bir yıla girmek hep heyecan vericidir. Her zaman yeni yıldan bir sürü beklenti vardır; para, aşk, sağlık, iş... Ama her yeni yıl herkese güzellikler getiremeyebiliyor. Kimine neşe, kimine sıkıntı veriyor, kimine diploma verirken kimine tasdikname veriyor, kiminin kucağına bebek, kiminin eline evlilik cüzdanı, kimineyse boşanma celbi veriyor...  Peki ülkemiz? 2010 yılı Türkiyemize ne verecek? Daha aydınlık bir ülke olacak mıyız? İşsizlik illeti böyle devam mı edecek? Ankara Life, yılbaşına girmeye 1 ay kala bu merakı gidermek için kolları sıvadı. Türkiye’nin en çok konuşulmuş, en çok haberi yapılmış, en çok televizyonlarda boy göstermiş, ünlü sanatçılara danışmanlık yapan medyumuna gitti.

ASLI YILDIZ KİMDİR? Yugoslav asıllı Aslı Yıldız aslında özel bir yetenekle doğmuş. Allah tarafından verilen bir yeteneği var. İlk 7 yaşındayken ondaki bu özellik farkedilmiş. Ailesi ve yakın çevresi her şeyi küçük Aslı’ya sorarak yapmaya başlamışlar. Daha sonra da uzunca bir süre bu özelliğini yakınlarına yardımcı olmaktan başka bir şeyde kullanmamış. Yine Allah vergisi olan sesinin güzelliğini ekmek kapısı olarak seçmiş ve uzun bir süre ses sanatçılığı yapmış; daha sonra dizilerde oynamış.
Bir gün fal baktırmak için medyuma gitmiş ve medyum ondaki özelliği hemen farkedip “sen de bana fal bak” diye teklifte bulunmuş. Aslı Hanım’ın falını dinleyince de: “sen beni geçmişsin, gerçek bir medyumsun” demiş. O söz Aslı Yıldız’ın hayatında bir değişim başlatmış ve o günden sonra profesyonel meslek olarak medyumluğa başlamış.
Şimdi bütün Türkiye ile bağlantısı olan, sık sık televizyon programlarına davet edilen ve gazetelerde manşetten verilen bir medyum. Ünlülerin medyumu.
Annesinin başını kesen Başak Aydıntuğ cinayetini bilmiştiniz, değil mi?
Başak buraya geliyordu; psikolojisi bozuk bir kızdı. Cinayet olayını falında görmüştüm ama hukuk okuduğu için, adaleti savunan insan olacağı için farklı yorumlamıştım. Bu olayı onun gerçekleştireceğini, annesine yapacağını görememiştim.
Bu çok dürüstçe bir ifade oldu ama...
E öyle ama; ben yalandan korkarım.

Gelen müşterilerinizden eğer bakıma ihtiyacı olmayan biri çıkarsa, açık açık “sizin ihtiyacınız yok gelmeyin” diyor musunuz? Yoksa devamlı gelsin mi istiyorsunuz?
Kimseye devamlı gelin demiyorum ben. Kendileri geliyorlar zaten.

Artık herkes falcı oldu. Cafelerin çoğunda bir de falcı var. Yorumunuz ne bu duruma?
Bazı kişiler iş bulamayınca, ekonomik yönden sıkıntıya girince ona yöneliyor. Ev hanımları bile bakıyor...

Kısmet bağlanması diye bir şey var mı cidden?
Bazı kişiler çok iyi oluyor, çok başarılı oluyor ama bir kelimeyle kendi işini ters döndürebiliyor. Bazı kişilerin de gerçekten kısmetleri ve rızkları her yönden kapalı oluyor.

MSN ile veya telefonla fal bakan medyumlar var. Bu mümkün mü?
Evet doğru olabilir. Ama internete ilan veren 100 medyumdan ancak 10 tanesi gerçek medyum. Dikkat etsin insanlar. Gerçek medyumun öbür dünya ile dahi bağlantısı vardır. Sahtelerinin yoktur.

“Öbür dünyayla bağlantılı olmak” ifadesini biraz detaylandırır mısınız?
Senin görmediğini medyum kişi görebilir; diyeyim. Fazla da detaylandırmak istemiyorum bu konuları.

Medyumlar kendilerine hemen “hoca” sıfatını yakıştırıyor. Aynı şey mi ki?
Bana da “Hoca” diyenler var; ancak medyumluk ve hocalık apayrı şeyler. Çok büyük alimlerimiz var, şıhlarımız var ve bunlara medyum diyemezsiniz.
Fark nedir ki?
Medyumlar her şeyi konuşabiliyor. Mesela gördüğü şeyleri söyleyebiliyor. Bir şıh, bir alim ise bunları anlatmıyor.
Bu arada medyum ve hocalık iddia eden birçok kişi göze çarpacak şekilde kapalı giyiniyor. Siz gayet modernsiniz...
Benim işim icabı kapanmam gerekmiyor. Her şey insanın kendi kalbindedir.

Sara hastalığını iyileştirebildiğini iddia eden medyumlar duyuyorum. Şaşırıyorum. Olabilir mi bu?
Kuran’da bazı ayetler var. Sara hastalığı ve baş ağrısı ile ilgili ayetlerimiz var. Hocalar ya da ilmi gerçekten bilen medyumlar bunu yapabilir. Ben de baş ağrısını alabiliyorum. Bunu dedem ve anneannem de yapabiliyordu. Ben elimi koyduğum zaman ağrıyı alabiliyorum. Ama yine belirteyim migren ya da sinüzit tamamen tıbbi şeylerdir; ne ben ne başka bir medyum iyileştiremez. Sadece ağrıların şiddetini azaltabiliriz.
Açıkçası okuyucularımızı da yanlış yönlendirmek istemiyoruz. Medyumluktan bahsederken insanların en zayıf noktalarını sonuna kadar kullanıp kendi cebine nakde çeviren medyumlardan da sakınmalarını istiyoruz. Bir tedbir yolu olmalı...
Zaten dolandırıcıların ipliği bir şekilde pazara çıkıyor ve medya tarafından deşifre ediliyorlar. Henüz edilmemiş olanlar için ise yapacak bir şey yok; insanlar çok dikkatli olmalı. İnanmamalı. Bakın size şunu söyleyeyim; duyuyoruz biliyoruz ki yanına gelen kişiye “al sen bunu git mezara göm” diyerek bazı metalar veren medyumlar var. Öylesinden hemen kaçınsınlar. Cami avlusuna derse anlarım ama mezar ne demek? Bu iyi niyetli bir şey olamaz. Ve iyi niyetli olmadığını bile bile yaptırmak isteyen kişi de bilsin ki kendisine hep zarar verecektir.

Kurunun yanında yaş da yanar ya hani, sizin kötü medyumlar yüzünden sıkıntı yaşadığınız oldu mu?
Benim öyle bir sıkıntım hiç olmadı. İnsanlar zaten beni gördükleri zaman tanıyorlar.

Gelelim hayatımızın en önemli alanına: “Aşk”. Aşk için neler yapıyorsunuz?
Tabi ki de aşk çok önemli. Ancak aşkın ömrü 3 yıldır. En uzunu olsa olsa 7 yıl olur. Sonrası bağlılık, sonrası alışkanlık, sonrası sevgi... Sigara bağımlılığından bir farkı yok. Aşk için bana gelenlere tarot açıyorum. Eğer gerçek bir aşk, gerçek bir sevgi görüyorsam beklemelerini söylüyorum. Ve gerçekten de oluyor. Eğer riyakarlık, sahtekarlık görüyorsam karşımdakini ondan uzaklaşması için yönlendiriyorum.

Maddi sıkıntılar için ne yapıyorsunuz?
Özel bir dua veriyorum ve bol bol okumalarını tembihliyorum.

Kayıpları da bulabildiğinize dair duyumlar aldık. Bu konuda herhangi bir anınızı paylaşır mısınız?
Evime bir kadın gelmişti. Ama kadından hiç hoşlanmadım ve evime almak istemedim. Ama kadın kapının önünde “N’olur yardımcı ol, param kayboldu. Biri mi çaldı? Oğlum mu aldı? Sakladım da mı unuttum? Lütfen yardım edin” dedi. “Edemem” dedim kapıyı kapattım. Yalnız o esnada kapıyı kapatırken farkında değilim ama “git çamaşır sepetine bak” demişim. Aradan 1,5 sene geçti. Ama yanında birisiyle yine geldi. Kadını hiç sevemediğim için “ayy sen yine mi geldin?” dedim. Yanındaki arkadaşının bir kaybı için gelmiş, “benim paramı bulmuştun, arkadaşıma da yardımcı ol diye rica etmeye geldim” dedi. Ben 1,5 yıl sonra o zaman öğrendim kadının parasını bulduğumu.

Peki önerileriniz neler?
Harcamalarınıza dikkat etmeniz gerekir. İşinizde daha verimli olmanız gerekir.
Şimdi biraz siyasete kayacağım ama muhtemel bir iç savaş olacak mı 2010’da?
İç karışıklık görüyorum. Kürt açılımının sonunda her şey yarı yarıya olacak. Kürt-Türk ayrımı kalmayacak. Askeriyemiz ise her zaman güçlü olmaya devam edecek.
Okuyucularımız için horoscope açmanızı rica edeceğim...
Memnuniyetle ama öncelikle belirtmeliyim ki burç yorumları yapılırken kişinin yükselen burcu ve ay burcu da çok önemlidir. Biz burada salt burcundan bahsedebiliriz. Ama kişiye özel yorumda tüm faktörleri birleştirip bakıyoruz.

KOÇ: Stres ve yorgunluk yüzünden midelerine dikkat etmeleri gerekecek. Aşk hayatlarında gizli maceralardan uzak dursunlar. Evli olanlar eşlerine vakit ayırsınlar, seyahatleri çok olacak çünkü. Evililik düşünenler ise maddi ve manevi yönden dikkatli olsunlar. Bekarların ise inişli çıkışlı da olsa güzel ve uzun bir birlikteliği olacak.
BOĞA: Eski aşklarına dönebilirler. Evli olanlar duygusal ilişkilerine dikkat etsinler. Tehlike görüyorum. Sağlık açısından da aşırı yormasınlar kendilerini. Evinde mutlu olmak için çaba sarfetsinler. Maddiyatlarını da biraz ön plana alsınlar.
İKİZLER: Evli olanlar yuvalarına önem vermeliler. Flört edenler ayrılıp yeni bir aşka başlayabilir. Kilo verebilirler. Sağlık yönünden gergin olabilir ve yoğun baş ağrıları çekebilirler. Uyku düzenlerine de dikkat etmeliler. Yakınlarıyla huzursuzluk yaşayabilirler.
YENGEÇ: Aşk konusunda şansları açılacak. Evli olanlar gerginliklerini ailelerine yansıtmamalılar. Eşlerine zaman ayırmakta zorlanacaklar ancak yuvalarını ihmal etmemeliler. Başka bir ciddi ilişki düşünmemeliler. Abur cubur yemesinler, beslenmelerine ve uyku düzenlerine dikkat etsinler, stresten uzak dursunlar, Yengeç ani kararlarla ani zararlar yaşamaya her zaman müsait bir burçtur zaten; 2010’da da harcamalarına ve ortaklarına dikkat etsinler.
ASLAN: Tutkulu ve güvenli bir döneme giriyorlar. Aşkta şansları çok açık olabilir ve evliliklerini tam dengede tutabilirler. İşlerinde sıkıntılar olsa da başarı ile sonuçlandıracaklar. Kalpleri boş olanlar yeni kişilerle tanışabilirler. Gerginlik ve hazım sorunu yaşayabilirler. Kemikleri çok zorlamayacak sporlar yapmalılar.
BAŞAK: Bekarlar yıldızınız ilişkileri destekleyecek ve bir aşk yaşayacaksınız. Bir yıldız gibi parlayıp mutlu olacaksınız. Evlilere eşlerine vakit ayırmak çok iyi gelecek. Evlenmeyi düşünenler çok iyi karar vermeli, iyice tanımadan önemli bir adım atmamalılar. Sağlık yönünden de yorgunluk, uykusuzluk, acele atıştırmalardan uzak durmalılar. Ayrıca öğünlere dikkat!
TERAZİ: Aşk konusunda, öncelikli vaktini alacak durumlar yaşayabilirler; iyice anlayıp dinlemeden bir atılım yapmamalılar. Pişman olacakları şeylerden uzak durmalılar. Evlilerin eşleriyle mutlu anlar yaşamaları mümkün. Kalp kırmamaya özen göstersinler. Bekarlar bir aşk başlangıcı olarak arkadaşlık yapabilirler. Evlilik düşünenler ileriye dönük adımlar atabilirler. Yorgunluk ve uyku düzensizliği sorunları yaşayabilirler. Harcamalarını planlı yapsınlar. Her şeye rağmen ayakta duracaklar.
AKREP: Aşkı, ailesi, çocukları, eğitimi önemlidir. Ve otoriterdir. Ailesinden anlayış bekler. Sağlığına önem verir. Kuruntulu olduğu için zor işleri seçer. Hep kendi isteklerinin olmasını ister. Kimseye taviz vermez ve iş konusunda titiz ve başarılıdır. Kesin çizgide yürümeye devam eder. 2010 yılında akreplerin “”bir sırları ortaya çıkabilir. Ayrıca 2010 yılında evlilik planı yapan akrepler bir kez daha düşünsünler.
YAY: Evliler tercihlerinde gerçek mutluluk yolunu seçsinler, duygusal yaşamasınlar. Evliliklerini sarsacak durumlardan uzak dursunlar. Bekarlar içinse tam evlilik zamanı. Sağlık yönünden ise grip ve soğuk algınlığına dikkat etmeleri gerek. Kendilerini yormamalı, maddi-manevi çok dikkatli olmalı ve ortaklı işlerinde her zaman başarısını kendi yakalamalıdır.
OĞLAK: Aşk hayatlarında yeni bir ilişki başlayabilir. Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç derken bir imzaya dönüşüp kendilerini evlilik içinde bulabilirler. Evliler eşiyle her türlü ve yönlü anlaşıp mutlu olacaklar. Yeni arkadaşlıklar ve dostluklar kuracaklar. Enfeksiyonlara açık bir dönemdeler, bağışıklık sistemlerine dikkat etmeleri gerekiyor. Aşırı harcamalarına ve çevrelerine de dikkat etsinler. Maddi yönden bereketli olacaklar.
KOVA: Aşkta hep kendinden veren, hatayı affetmeyen, affetse de unutmayan bir burçtur. Evliyse evine, eşine ve çocuklarına düşkündür; bekarsa düzgün bir ilişki düşünür. İleriye dönük özgürlüğünü sever. Karşısındakini dinler ama bildiğini yapar. Sağlık konusunda yine kan dolaşımı ve cilt hastalıkları yönünden şanssızlıkları devam edecek. Yarınını düşünüp, geleceğini garantiye alıp, minnetsiz olmaya devam edecekler.
BALIK: Sosyal bir ortamda yıldız gibi parlayacaklar. Çekicilikleri artacak. Aşk hayatında gizlilik içeren ilişkiler yaşayacaklar. Geçici maceralardan uzak durmaları gerekiyor. Bekar olanlar ciddi bir ilişki ve nikaha doğru gidebilirler. Evliler mutlu ve huzurlu günler geçirecekler. Her zamanki gibi duygusallıkları devam edecek. Sağlık yönünden, bilinçaltı gerginliğinden dolayı birden patlamamaya özen göstermeli; spor ve meditasyon gibi alternatiflerden yararlanmalılar. Maddi yönden borçlanmalar konusuna dikkat etmeleri gerekiyor.

Bu güzel röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak siz bir de kitap yazıyorsunuz. En son bu konuyla ilgili de konuşalım?
Madde bağımlılığı ile ilgili yazıyorum. Oğlum ABD’de yaşıyordu. O zamanlar madde bağımlılığı başlamış. Ve bu yüzden çok savaş verdim. O savaşımı yazıyorum, duygu ve düşüncelerimi yazıyorum. En önemlisi ailenin ne kadar önemli olduğunu yazıyorum. Çocuklarla ilgilenmenin ne kadar önemli olduğunu yazıyorum. Ailenin ilgisizliğinin ne derece büyük sonuçlar yaratabileceğini yazıyorum.
BİLİNMEYENE YOLCULUK

Aşağıda yazılı olan konuların haricinde farklı durumlar içinde gerekli yardımı bizden alabilirsiniz.

BAGLI OLANLAR YADA IKDITARSIZLIK SORUNU YASAYAN KISILER
 
 
SANSI,RIZIKI,KISMETI, BAGLI OLAN YADA ISLERI YOLUNDA GITMEYENLER
 SORUNLU BERABERLIK YASAYAN KISILER
 ESINDEN, NISANLISINDAN, SÖZLÜSÜNDEN, SEVGILISINDEN AYRILANLAR
 ALTINI ISLATAN GECE KORKAN YADA UYUYAMAYAN KISILER
 TOPLUMA UYUM SAGLAYAMAYAN KISILER
 IS KONUSUNDA BASARILI OLAMAYAN KISILER
 ISTEM ve IRADE DISI DAVRANISI OLANLAR
 RUHSAL VE MANEVI YÖNDEN BUNALIMI OLAN KISILER
 HER TÜRLÜ FOBILERI OLAN KISILER
BÜYÜ,MUSKA,GÖZ,NAZAR,CIN MUSALLATINA MARUZ KALANLAR
 KISMETI BAGLI OLAN BAYAN VE ERKEKLER
 ESLER ARASINDAKI HUZURSUZLUKLAR GEÇIMSIZLIK KONULARI
 AILE IÇI HUZUR ve MUHABBET KONULARI
 SONRADAN KEKEME OLANLAR VE KONUSMA BOZUKLUGU OLAN KISILER
 MANEVI KÖKENLI KISMI FELÇ
 SEBEPSIZ YERE SIKINTI BUNALIM VE RAHATSIZLIK DUYAN KISILER
 BIR TAKIM KONULARI KENDI ÜZERINDE SAPLANTI HALINE GETIRIEN KISILER

 
İlm-i ledün veya ledünnî ilim, Allah ile ilgili bilgi ve sırlara ait ilim, gayb ve mârifet ilmidir. Allah, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: "Orada, kendi indimizden bir rahmet (vahiy ve nübüvvet veya uzun ömür) verdiğimiz ve ona ledünnî ilmi öğrettiğimiz kullarımızdan birini (Hızır'ı) buldular." (Kehf sûresi: 65)

Hem Sa'lebî'nin hem de İmâm-ı Rabbânî'nin ifâde ettikleri gibi, Hızır aleyhisselâm, güzel ahlâk sâhibi, cömert ve insanlara karşı çok şefkatliydi. Allah'ın izni ile kerâmet ehli olup, kimyâ ilmini bilirdi. Hak teâlânın bildirmesiyle ledünnî ilim verilmişti. Muhammed Pârisâ; "İlm-i ledünnî verilmesinde Hızır aleyhisselâmın rûhâniyeti vâsıta olmaktadır." buyurmuştur.

Senâullah-ı Dehlevî bu ilim hakkında şöyle demektedir: "Ledünnî ilim, çalışmak ve gayretle ele geçmez. İhsân edilen kimselere mahsûstur. Umûma şâmil değildir. Peygamberlere verilen ilimler ve vahyedilen şeyler ise, umûma şâmildir ve herkesi ilgilendirir. Yâni peygamberler, bunları, gönderildikleri kavimlere tebliğ etmekle, bildirmekle vazîfelidirler. Bu bakımdan peygamberlerin ilmi, ledünnî ilminden üstündür."

Seyyid Abdülhakîm Arvasi ise, şunları ifâde etmektedir: "Emîr Sultan hazretleri, ledünnî ilme sâhipti. Bu ilim yetmiş iki derecedir. İlk derecesinde olan, bir ağaca bakınca yapraklarının sayısını, bir denize bakmakla damlalarının adedini, bir çöle bakınca kumlarının sayısını bilir." Kıyamet yaklaştıkça, insanlar dinden uzaklaşmaya başlamaktadır. Eskiden kerameti görülen evliya çoktu. Fakat dinden uzaklaştıkça evliya azaldı, kerametler görülmez oldu. Ledün ilmi unutuldu. Sapıklar çoğaldı, keramet inkâr edilmeye başlandı. Kerametin hak olduğuna Kur’an-ı kerimden örnekler:

1- Hz. Süleyman, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi batın] sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir anda getirdi. (Neml 38-40) [Vezir de, cin de peygamber değildi. Vezir bu işi kerametle yapmıştı. Cin müslüman ise kerametle, kâfir ise sihirle yapacaktı.]

2- Hz. Meryem peygamber değildi. Kocasız çocuk doğurdu. Hz. Meryem mabette yaşar, yiyecekleri, kerametle hep yanında hazır olurdu. Kur’an-ı kerimde, (Hurma dalını kendine doğru silkele, taze hurma dökülsün.) buyuruldu. (Meryem 24) Hz. Zekeriya, Hz. Meryem’in yanında taze meyve ve yiyecekleri görünce hayret ederdi. İşte âyet-i kerime meali: (Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya, onun yanına, mâbede her girişinde orada bir rızık görür, “Ey Meryem, bunlar sana nereden geliyor?” der; o da: Bunlar, Allah tarafından” diye cevap verirdi.) [Ali imran 37]

3- Eshâb-ı Kehf’in kerameti de meşhurdur. Eshab-ı kehf, yiyip içmeden, bir zarara uğramadan 309 yıl uykuda kaldıktan sonra uyanmışlardır. Kur’an-ı kerimde, (İşte bu, Allahın kudretini gösteren delillerden biridir. Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın.) buyuruluyor. (Kehf 17, 18)

4- Hz. Musa’nın yanındaki gencin çantasındaki balık canlanıp suya gitmiştir: (Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balık şaşılacak şekilde denize gitmişti.) [Kehf 61- 63]

5- Kehf suresinin 63. âyetinden itibaren Hz. Musa ile ledün ilmi’ne sahip bir zatın kıssası anlatılır. Özetle şöyledir: (İkisi, [Hz. Musa ile bir genç] kendisine ilim verdiğimiz birini buldular. Musa ona, “Sana öğretileni [ledün ilmini] bana da öğretir misin?” dedi. O zat da: “Sen benim yaptıklarıma dayanamazsın” dedi. Sonra o zat, bindikleri gemiyi deldi. Hz. Musa, “Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin” dedi. Daha sonra, bir erkek çocuğunu öldürdü. Hz. Musa, “Masumu öldürdün, pek kötü bir şey yaptın” dedi.) Günahsız çocuğu öldürmek elbette çok büyük günahtır. Ama bunu yapan zat, kerametle biliyordu ki o çocuk, büyüyünce zâlim biri olacaktı. Onun yerine iyi bir çocuk verilmesi de istenmişti. Hz. Musa’ya “Ben sana, yaptığım işlere dayanamazsın demedim mi?” dedi. Demek ki o zat, Hz. Musa’nın dayanamayacağını da kerametle biliyordu. Hz. Musa’nın arkadaşı duvarları [kerametle] doğrultuverdi. O zat, Hz. Musa’ya bu işlerin hikmetini açıkladı. (Kehf 63-81) [Hz. Musa’nın arkadaşının [Hızır’ın] sahip olduğu ilme ilmi ledün deniyor. Bu ilmi ancak tasavvuf sahibi, keramet ehli evliya bilir, mezhepsizler bilmez.] Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: (İlmi ledün, sırrı ilahidir. Allah, onu salihlerden dilediğinin kalbine koyar.) [Deylemî]

İLM-İ LEDÜN

Türkçe'de kat, huzur, nezd sözcükleriyle karşılamaya çalıştığımız, bir mânâda "ınde" lafzının da müteradifi sayılan "ledün" kelimesi, "ilm-i ledün" şeklinde izafetle kullanılınca; gayb ilmi, esrar ilmi, Allah tarafından insanın gönlüne atılan ilâhî bilgi ve içe doğan hakikatlar mânâsına gelir. Başta, umum Enbiyâ ve Mürselîn olmak üzere, bütün evliyâ, asfiyâ, ebrâr ve mukarrebînin - bir başka zaman teker teker bu kelimelerin ne mânâya geldiklerini ifade etmeye çalışacağız - ilimleri, Cenab-ı Hak tarafından vahiy ve ilham ünvanıyla gönüllere ilkâ edilmiş bilgi ve marifet olması itibarıyla, hemen hepsi de bir çeşit ilm-i ledün sayılır. Hususiyle de, "ekrabu'l-mukarrebîn" olan İlm-i Ledün Sultanı'nın hem gayb-ı mutlak hem de gayb-ı mukayyetle alâkalı her türlü bilgi ve marifeti - bununla, gayb ilmi, esrar ilmi ve vicdan kültürünü kastediyoruz - ilm-i ledün nev'indendir ve O Ferîd-i Kevn ü Zaman, Süleyman Çelebi'nin:

Bu gelen İlm-i Ledün Sultanı'dır,
Bu gelen tevhid-i irfan kânıdır.

mısralarıyla seslendirdiği gibi, bu gizli ilmin tam bir hazinedârı ve bu hususî irfan havzının da bir marifet kahramanıdır. Ne var ki, böyle özel bir mazhariyet, bütün evliyâ ve enbiyâ, bütün asfiyâ ve mürselîn için her zaman söz konusu olmayabilir. Zira, ilm-i ledün, ilâhî feyz yoluyla, hususî bir kısım kimselerin kalbine atılan özel bir bilgi ve marifettir..ve böyleleriyle aynı ufku paylaşmayanların ondan anlamaları da mümkün değildir.

İlm-i ledün, her zaman zahirî şer'e muvafık olmayabilir. Bu gibi durumlarda meşhûdâtlarını "usûlü'd-dîn" prensipleriyle tashihe tabi tutmayanlar, bazen yanılabilecekleri gibi, kendilerine tâbi olanları da yanıltabilirler. Keşf ve ilhamlarını muhkemâta göre tesbit edenler ise her zaman, berzahî ufuklarıyla mülk ve melekûtu birden görür.. dünya ve ukbâyı bir vahidin iki yüzü gibi müşahede eder.. ve tilmizlerine gayb u şehadet âleminin vâridâtından ne kevserler ne kevserler sunarlar.!

Kur'an-ı Kerim, Kehf Sûresi'nde bu mazhariyeti hâiz, Allah'ın has bir kulundan bahsederken - Sünnet-i Sahiha bunun Hızır olduğunu söyler - "Orada bizim seçkin kullarımızdan, has bir abdimizi buldular ki, Biz onu nezdimizden hususî bir merhametle şereflendirerek kendisine (ilâhî esrar) ilmi öğretmiştik." (Kehf/18:65) şeklinde bir açıklamada bulunur. Tasavvuf erbabına göre işte bu ilim, ilm-i ledündür.. ve Hazreti Musa gibi "ülü'l-azm" enbiyâdan birisi, temelde, ilâhî bilgilerde tam metbû olmasına rağmen, münhasıran ilm-i ledün çerçevesinin belli bir motifinde Hazreti Hızır'a tâbi olarak o ilmin ihata alanını görmeye çalışmıştır. Sahîh-i Buhari'de bu farkı ortaya koyan şöyle bir rivayet vardır: Hızır, Hazreti Musa'ya "Yâ Musa, ben, Allah'ın bana öğrettiği öyle hususî bir ilme mazharım ki, sen onu bilemezsin; sen de öyle bir ilimle serfirazsın ki, ben de onu bilemem" der.

Evet, ilm-i ledün, umuma ait bir ilim olmaktan daha çok, hususî bazı kimselere Cenabı Hak'kın özel bir ihsanıdır ve onların dışındakiler her ne kadar değişik konularda daha fazla malûmat sahibi olsalar da, bu mevzuda ilm-i ledün erbabının gerisinde sayılırlar. Zira bu ilim - liyâkat, istidat, Allah'a yakınlık.. gibi hususların şart-ı adî planında vesilelikleri mahfuz - tamamen Allah'ın bir atâ tecellisidir ve kat'iyen kesbî de değildir. Bu itibarla da onun, ne okumayla, ne araştırmayla ne de daha değişik yollarla elde edilmesi söz konusudur. Evet o, Bu tamamen Allah'ın dilediğine tahsis buyuracağı bir lütuftur ve Allah, en büyük lütf ve ihsan sahibidir." (Cuma/62:4) fehvasınca hususî bir tecellinin unvanıdır.

Ne var ki, böyle bir irfan, insanlar nazarında, ne kadar cazip, parlak, büyüleyici ve ilâhî esrara açık olsa da, yine de enbiyâ-i izâmın mazhar bulundukları ilimler ondan kat kat yüksektir, objektiftir, herkese açıktır ve insanların dünyevî-uhrevî saadetlerinin de teminatıdır. Bu iki ilim arasındaki farklılığı şu şekilde vaz' etmek de mümkündür:

Hazret-i Musa'nın ilmi, insanların dünyevî hayatlarını tanzim ve uhrevî saadetlerini temine matuf bir "ilm-i şeriat", Hızır'ın ilmi, gayb ve esrarla alâkalı ledünnî bir mevhibe; Hazreti Musa'nın ilmi, insanlar arasında nizam ve asayişi teminle alâkalı ahkâm ve kazaya müteallik, Hızır'ın malûmatı ise sadece melekût eksenli bir kısım vâridattan ibarettir ki, buna "ilm-i ledünn-ü sırf" dendiği gibi "ilm-i hakikat" , "ilm-i bâtın" da denegelmiştir.. ve bu ilim, aynı zamanda ilâhî esrarın da en önemli kaynağıdır. Bir zat, bu mülâhazayı ifade sadedinde şöyle der:

Bakma ey hâce ilm-i kîl ü kâle,
Esrar-ı Hak'kı ilm-i ledünde ara..!

Bu itibarla da, ilm-i ledünle cehd ve gayret arasında bazı münasebetler söz konusu olsa da, temelde onun, talim ve taallümle doğrudan bir alâkasının olmadığı açıktır. Zira bu ilim, Cenab-ı Hak tarafından mahz-ı mevhibe olarak, bazı temiz gönüllerde bir kuvve-i kudsiye şeklinde tecelli etmektedir ve aynı zamanda bu tecelli, terakki sistemi içinde değil de tedellî çerçevesinde vukû bulmaktadır: Evet bu ilim, eserden eser sahibine, vücuttan vicdana akseden bir marifettir.. ve her şekliyle de keşf ve ilham kaynaklıdır. Ne var ki, böyle bir ilham bazen, farklı derecelerde tecelli ettiği gibi, seyr-i rûhânîsini Hazreti Rûh-u Seyyidi'l-Enam'ın vesayetinde sürdürmeyenler için, bir kısım şeytanî vesvese ve nefsanî hevâcisle iltibası da söz konusudur.

İlham, ilm-i ledünnün en önemli kaynağıdır ve hususî mânâsıyla olmasa da, ilm-i ilâhînin tecellileriyle alâkalı en geniş bir alanı işgal eder. İlham, insanın ihtiyarı dışında, onun gönlüne bir mevhibe olarak
tecelli edince ona "hâtır" denir. Ancak, bazen böyle bir hâtır veya ihtara, Hak'tan geldiği kendi karîneleriyle kat'î değilse, şeytanın belli şeyler bulaştırması da söz konusu olabilir. Kendi karineleriyle Hak'tan geldiği muhakkak olan bir ilhama rahatlıkla ilm-i ledün diyebiliriz. Böyle bir esintinin Hazreti "İlim"den geldiğinin en önemli emaresi, bu türlü vâridâtın Kitap ve Sünnet'e muvafakatıdır. Bu iki asılla test edilip de doğru çıkmayan hâtır veya sûfîlerin sıkça kullandıkları bir kelimeyle ifade edecek olursak, havâtırın, nefsin hevâcisinden ve şeytanın vesveselerinden olması ihtimalden uzak değildir. İşte, böyle bir ihtimalin bahis mevzu olmadığı bir hâtırın Hazret-i İlim'in tecellilerinden bir feyiz olduğunda şüphe yoktur.

Aksine, şeytanî vesveselerin bulaşmış olması muhtemel bulunan havâtır, şeytanî; içinde nefsin hazlarının duyulup hissedileni de "heces" veya hevâcis-i nefsanîdir ki, böyle bir aldatılma alanına itilen sâlik, hemen Cenabı Hak'ka teveccüh edip, durumunu, şeriatın muhkemâtına göre yeniden ince bir ayara tabi tutması gerekir.

Sûfiye, Hak tarafından gelip kalbde yankılanan hitaba "hâtır-ı Hak", melekten geldiği bilinene "hâtır-ı melek", nefis ve şeytan tarafından esip rûhu saran manevî şerarelere de "hevâcis" veya "şeytanî vesveseler" diyegelmişlerdir ki, bunların arasını tefrik edebilme biraz da "usûlü'd-din" ve "Sünnet-i Seniye" mizanlarını bilmeye vabestedir. Zira, bu türlü havâtırın bazıları şer'î prensiplerle test edilerek anlaşılsa da, bazıları, zahiren dinin temel kaidelerine muhalif olmamakla beraber, çok sinsi bir kısım şeytanî gaye, emel ve maksatlara bağlı cereyan edebilir ki, onu da bu işin erbabından başkasının ayırt edebilmesi oldukça zordur.

Nefis ve onun hevâcisi, şeytan ve onun da vesveseleri ilm-i ledün konusunun dışında epistemolojik meseleler olduğundan şimdilik onları geçiyoruz.

 

5409
0
0
Yorum Yaz